Renault Megane RS Tro. - Renault Megane RS Fotoğraflar : İlke Taşçı, Murat Erçelebi
Renault Megane RS Tro. - Renault Megane RS

Renault Megane RS225 (2006)

Daha önce çok kez kullandığım, Autocar yıllarında test yazısını yazdığım, lansmanına gittiğim ve çok çok sevdiğim Megane RS225 ile tekrar biraraya gelmek gerçekten çok keyifli. İnsan uzun zaman kullanmadığı otomobilleri unutuveriyor hemen; RS’i de kullanmamın üzerinden epey vakit geçmiş. Otomobilin içine oturunca bunu hemen hissettim.

Tabi araya zaman girince otomobillerden ilk günkü gibi etkilenmiyorsunuz. RS’te de bu düşünceler ağır basmaya başlıyor. Yaşlı kabin, yüksek sürüş pozisyonu, sert plastikler... Turuncu kemerler olayı biraz kurtarmaya çalışıyor ama nafile. Yine de abartmamak gerek, RS elinden geldiğince standart modelden ayrılmaya çalışan bir yapıda, en azından kabinde.

Peki direksiyonda nasıl hissettiriyor? İşin gerçeğini söylemek gerekirse pistteki ilk turlarımızda RS büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor ama bunun nedeni onun etkileyici olmaması değil, ondan önce kullandığımız Trophy’nin fazlasıyla iyi olmasından kaynaklanıyor. Motoru güçlü olmasına güçlü ama 225 bg üretiyor gibi hissettirmiyor, daha çok 185- 190 bg gibi hissediyorsunuz, ki tur derecesi daha önce burada kullandığımız 180 bg’lik otomobiller kadar hızlıydı.

Vites oranlarının ve vites geçişlerinin uzun olması otomobilin güç hissinin azalmasının en büyük nedeni. Vitesleri geçirmek için uzun vites topuzunu epey geri ya da ileri hareket ettirmek zorunda kalıyorsunuz. Vites geçişleri kemiksiz ve net ama bu karakteri hem geçişleri yavaşlatıyor hem de bu tip bir otomobilin belki de en büyük silahlarından olabilecek vites değiştirme keyfini baltalıyor.

RS 225’te viraj çıkışlarında çekiş sorunu baş gösterebiliyor; bu daha çok dar virajlarda ortaya çıkıyor. Bunun için hassas bir sağ ayağınız olmalı, otomobilin çizgisini açarken, gazın oranını yavaş yavaş artırmalısınız. Bunun dışında (ne yazık ki) kapatılamayan ESP sistemi pistte RS 225’in başını en çok ağrıtan şey oluyor. Özellikle şikanlardaki ani yön değişimlerinde devreye giren ESP gücü kesiyor ve hızlı tur şansınızı yok ediyor. Bunun için direksiyon hareketlerinizi ESP’nin girmeyeceği kadar az yapmalı, bunu yaparken de ideal çizgiden şaşmamalısınız. Tabi bu durum normal sürüşünüzü ve virajlara yaklaşım açınızı değiştirmeniz gerektiği anlamına geldiği için alışmak zaman alabiliyor. Yani RS, ESP limitleri içinde kullanılması gereken, bu anlamda kısıtlı bir özgürlüğe izin veren bir otomobil. Yine de bu şekilde kullandığınızda RS oldukça hızlı bir silaha dönüşüyor. Ayrıca sürücüsünü fazlasıyla tahrik eden de bir egzoz sesi olduğu unutulmamalı.

Direksiyon tepkisi hiçbir zaman ön lastiklerle iletişim kurmanıza müsaade etmese de otomobilin ön tarafı keskin yapısı ve kolay ayarlanabilmesiyle ilgi uyandırıyor. Arka taraf önü takip ederken hafif yan gitmenizi destekler yapıda ama burada yine ESP devreye girerek ‘niye böyle bir şeyle vakit kaybediyorum ki’ diye düşünmenize neden oluyor. Daha düz direksiyon, geniş apeksler ve yumuşak gaz kullanımı RS’in sürüşü ve hızlı turları için kilit özellikler.

İlk derecelerim gelmeye başlıyor: 57.54, 57.37 ve 57.48. Hmm, RS’in biraz daha hızlı olmasını istiyorum! Elimde değil, ona olan saygım ve ilgim böyle olmasını öngörüyor. Haydi ama en azından Trophy’e 2 saniye kadar yaklaşabilmelisin! Bu da 1 saniye kadar hızlanmam gerektiği anlamına geliyor. Bence olabilir.

Bunu gerçekten başarıyoruz! Belki tam olarak 2 saniye değil ama yine de yeterli sayılır! Şikanlara daha fazla hız taşımayı başardığımda- bunu biraz daha az fren yapıp, erken apeks, geniş çizgi ile yapabildim- virajlardan çıkış hızım ilk turlara göre 7 km/s kadar farkediyor ki bu da Pirelli virajına gelirken 12 km/s daha hızlı olmam anlamına geliyor. Aynı taktiği arka şikan için de uyguladığımda, start – finish düzlüğümdeki hızım 15 km/s kadar yükseliyor ve derecem 56.90 sn olarak yansıyor zaman ekranlarına. Son turumdaysa bu kadar hassas olmayı başaramıyorum ve 57.40 sn ile günü tamamlıyorum.

56.90’lik turu, RS ile Trophy arasındaki farkın 2.40 saniye olduğunu gösteriyor. Evet belki beklediğimiz kadar az değil fark ama en azından iki buçuk saniyenin altında olması bile RS225’in kendisini bizlere kanıtlaması için yeterdi. Bu aynı zamanda son derece iddialı bir otomobil olan Polo GTI'dan da sadece 0.1 sn de olsa hızlıydı. RS için iyi bir sonuç.

Bunun yanında RS’in hızlı tur çıkarması zor bir otomobil olduğunu anlamış olduk, en azından Körfez Pisti gibi dar ve kısa bir pistte. O sürücüsünden çok şey talep eden ama sonunda bunun ödülünü veren bir otomobil. Evet, belki ilk günkü gibi etkileyici ve hızlı değil ama bu onun suçu sayılmaz.

Son yıllarda hot hatch sektörü adeta çıldırdı ve son çıkan ürünler gerçekten çıtayı çok çok yükseltti. Unutmayın bu otomobil bundan tam 10 yıl önce piyasaya çıkmıştı ve 225 bg ile caddelerde dolaşırken rakiplerinden ses seda çıkmıyordu. 



Yorum yapın
İsim (gerekli) 
E-mail (yayınlanmayacak) (gerekli) 
Otomobilinizin markası (gerekli) 
 

Gönder

Fiat Punto Euro NCAP'ten sıfır yıldız elde eden ilk otomobil oldu!
Haber
Hyundai i30 (2017)
1.6 CRDi Elite DCT
İzlenim
Renault, yeni, 1.3 litre turbo, benzinli motorunu tanıttı
Haber





Ana Sayfa | Künye | İletişim

Her Hakkı Saklıdır © Ocak 2012 Otoloji.com