Chevrolet Chevelle SS 454 (1970) Fotoğraflar: İlke Taşçı
Chevrolet Chevelle SS 454 (1970)
180.000 $
Motor:
454 cid. V8 silindir, 16v, 450 bg 5600 d/dak
0-400 Metre :
13.12 sn
Maksimum tork :
678 Nm 3600 d/dak
Maksimum hız:
229 km/s
Şanzıman :
4 ileri manuel, arkadan çekiş
Boş ağırlık :
1740 kg
0-100 Km/s :
5.2 sn
Üretim Adedi:
4475 adet (1970 Chevelle SS LS6 Coupe)

Klasiklerin kabin kokusunun tarihsel koktuğunu söylemiştim daha önce değil mi? İlginçtir bu koku, o dönemlerde yaşamamış olsam da sanki yaşamışım gibi hissettiriyor. Sanki SS ile uzun bir geçmişim var gibi.

Böyle bir şey yok ama onun sıkı bir tarihi var ve şu anda ondan bahsetmek istiyorum.

60’lı yılların başında Amerikan otomotiv endüstrisi kıpır kıpırdı. 1963’ün sonunda Pontiac GTO, 1964’te Plymouth Barracuda ve Ford Mustang gibi modellerin piyasaya çıkışı performanslı otomobil pazarının hareketlenmesini sağlamıştı. Üstelik Chevrolet de buna çok yabancı değildi. 50’li yılların ortalarından beri ürettikleri Impala’ların 409 cid. motorla desteklenen versiyonları son derece hızlı ve vahşi modellerdi. Üstelik 409 cid hacmi 409 bg güçle birleştirerek kağıt üzerinde de son derece etkileyiciydiler. Ne var ki Impala SS’ler tamamen yeni otomobiller değildi, sadece Impala’nın hızlı bir versiyonuydular. Bu da Chevrolet’nin tamamen yeni bir modele ihtiyacı olduğunu gösteriyordu.

1963’ün sonlarında, yani 64 model yılında Chevrolet, Chevelle modelini tanıttı. Bu model ilk yıllarında kompakt bir otomobil olarak ortaya çıkmış, Chevrolet model gamında Nova ile Impala arasındaki yerini almıştı. İlk yılında performanslı bir modeli yoktu, sadece özel bir donanım olarak Impala’larda aşina olunan SS modeli alınabiliyordu. Bu otomobilde 327 cid, 300 bg’lik bir motor yer alıyordu. SS çok hızlı sayılmazdı ve 63 yılında Chevrolet yönetiminin ‘Chevrolet markasını yarışlardan çekiyoruz’ açıklamasıyla Chevelle’in yarış kariyeri de başlamadan bitmişti. Ne var ki etrafta fabrikanın ‘Mystery Motor’ adında bir motoru Chevelle’de denediği konuşuyordu. Bu ‘Mystery Motor’ 396 cid, büyük blok bir üniteydi ama hiçbir zaman 64 Chevelle’de yer almadı.

'64’ün ortalarında az önce söylediğimiz gibi GTO’nun yavaş yavaş ağırlığını ortaya koyuşu, Mustang’in '65 yılında Shelby ile performans konusuna eğilmesi Chevrolet’nin performans yaklaşımını ele alması gerektiğini ortaya koyuyordu.

Nitekim '65 Chevelle’de sunulan Z16 kodlu, sınırlı sayıda üretilen SS396 modeli performanslı Chevelle’lerin habercisiydi. Bu otomobil fazlasıyla sevilmiş ve üretilen 201 adetlik otomobil hemen satılmıştı. Z16 güzel günlerin habercisiydi ve '64’te kulaktan kulağa dolaşan ‘Mystery Motor’ söylentilerinin gerçeğe yansımasıydı.

’66 model yılında Chevelle ikinci jenerasyonuna kavuştu. 396 artık standart olarak alınabilen bir motor seçeneği haline gelmiş, Chevelle boyut olarak biraz büyüyerek Muscle Car tanımlamasına uyacak kıvama erişmişti. 67’de büyük bir değişiklik olmadı, tasarımda ufak güncellemeler Chevelle fanatikleri için ele alınmıştı. Asıl değişiklik 68 model yılında artık otomobilin ‘full size Muscle Car’ olarak tanımlanabilir hale gelmesinde yaşandı.

Tasarımda ‘fastback’ kelimeleri telaffuz edilmeye başlanmış, bu akım Chevelle’in büyük boyutlarını başarılı şekilde kamufle etmişti. Birçok kişi için 68’den itibaren üretilen Chevelle’ler en güzel ve en iyi modeller olarak tanımlanır, ki bunda çok da tartışacak bir şey yok.

'69 tasarım ve altyapı olarak neredeyse '68’in aynısıydı, sadece arka farları, ön ızgarası gibi detayları farklıydı. '69’da artık 396 motor seçeneği oldukça fazla satan bir opsiyon haline gelmiş, Chevrolet bu motorun üç farklı güçteki seçeneğini kullanıcılara iletmeye başlamıştı. Bunların en popüleri 1969 yılındaki 60.000 adetlik satışıyla 325 bg’lik en düşük ve ucuz olan seçenekti.

'69 model yılında Chevrolet’de COPO (Central Office Production Order) adı da telaffuz edilmeye başlanmıştı. Bu kullanıcılar için de yeni bir şeydi ve temel olarak Shelby’nin Ford için yaptığını satış bayilerinin Chevrolet modelleri için yapması anlamına geliyordu. Belirli bayilerde Camaro ve Chevelle modelleri, standart olarak bu otomobillerde sunulmayan 427 cid (7.0 lt) motorlarla donatılıp, yürüyen aksamındaki değişikliklerle ‘deliriyordu’. Son derece az üretilen bu otomobiller Yenko, Baldwin Motion, Dana, Berger ve Nickey adıyla satılıyordu. Chevrolet ısrarla 427’yi performans otomobillerinde sunmamış ama meraklıları bunu kullanıcılardan esirgememişti.

Elbette bu yaklaşım markanın da ilgisini çekti ve tarih 1970’i gösterdiğinde o sihirli rakamlar Chevelle ile buluştu: 454. Bu motor daha önce de söylediğimiz gibi dönemin en büyüğü ve 450 bg’lik fabrika verisi gücüyle en güçlüsüydü. Güç ünitesi sadece Chevelle’de değil, daha büyük ve lüks olan Monte Carlo ve Amerika’nın tek spor otomobili olan Corvette’de yer alıyordu. Motorun bir de LS5 kodlu, biraz daha güçsüz olan versiyonu 360 bg güç üretiyordu. Bu otomobili yolda kullanmak anlamında biraz daha iyi bir iş çıkartıyordu çünkü LS6 pek de yolda kullanılabilecek bir motor değildi, en azından birçok kişi bu fikirdeydi. Yine de tüm Amerika halkının ilgisi LS6’daydı.

Bu mitsel motor gücünü 4.25 inçlik çapa sahip pistonlardan alıyordu. Dört noktadan monte edilen ana motor bloğu, uzun kranka ev sahipliği yapabilmesi için yeniden tasarlanmıştı. Silindir kafaları dörtgen portlara sahip olacak şekilde geliştirilmişti ve motoru eksantrik mili meşhur COPO 427’deki egzantriğin aynısıydı. Bunların yanında motorun en yenilikçi özelliği kuşkusuz ki, yazının başında da söylediğim gibi ‘Cowl Induction’ adı verilen hava girişiydi. Bu özelliği motor kaputunun, ön camla buluştuğu noktada konumlandırılmıştı ve tam gaz verildiğinde motor temiz hava akışını artırma görevi üstleniyordu. Emme manifoldunun hava miktarı yetersiz geldiğinde ‘Cowl Induction’ devreye giriyor ve motor gücüne katkıda bulunuyordu. Hoş, motorun gücünü ne kadar artırdığı hiçbir zaman belirtilmemişti ama kapakçığın açılma seromonisi, sürücünün üzerinde tam bir yarış pilotu etkisi yapıyordu. Cowl Induction, LS6’da bir opsiyon olarak sunuluyordu ama birçok kullanıcı bunu tercih ediyordu.

Pistonlardan dolayı LS6 tam bir yarış motoru karakteri taşıyordu. Forged alüminyum, TRW pistonların sıkıştırma oranı 11.0:1 olarak ayarlanmıştı. Piston kolları da Chevrolet’nin yüksek performanslı motorlarından alınmıştı ve yüksek torkla rahatlıkla başa çıkabiliyordu. Alüminyumdan üretilen emme manifoldunun üzerinde Holley’in imza attığı en geniş karbüratörlerden biri olan 780 cfm, Model 4150, dört barel karbüratör yer alıyordu. Otomobilde dört ileri manuel, kısa oranlı Muncie ya da Turbo Hydramatic 400 otomatik şanzıman alınabiliyordu, kullandığımız otomobilde manuel şanzıman yer alıyordu.

Bu özelliklerle birlikte Chevrolet kullanıcılar için farklı son dişli oranlı sunuyordu. Standart olarak 3.31:1 alınabilirken, opsiyon olarak 4.10:1 bile satın alabiliyordunuz. Son dişli oranı kısaldığında LS6’nın performansı ciddi şekilde artıyordu ve bu yüzden motorun gücünü 450 bg olarak lanse ediyorlardı.

Performans tutkunları zamanında LS6’yı alıp dinamometrede ölçmüşler ve gerçek gücün rahatlıkla 500 bg’ün üzerinde olduğunu kanıtlamışlardı. Çeşitli dergilerde LS6’nın performansı test edilmiş ve 400 metre geçişi 13.12 saniyede, 107.01 mph (171 km/s) olarak kayıtlara geçmişti. Bu, Chevelle SS’in 454 motorla tüm zamanların en hızlı 50 Muscle Car listesinde altıncı sırada yer almasını sağlamıştı!

Chevrolet bu kadar iddialı bir otomobilden sadece 4475 adet üretti ve belki de Muscle Car dünyasında bu kadar efsanevi bir model olmasını sağladı. 454, 71 yılında da üretildi ama öncelikle Amerika’da, ardından tüm dünyada baş gösteren petrol krizi nedeniyle güçler düşmüş (425 bg), endüstrinin odak noktası emisyon ve daha az yakıt tüketen otomobillere dönmüştü. 454 üretimi Chevelle modelinin sonuna kadar devam etti etmesine ama hiçbir zaman 1970’deki LS6 gibi üst noktada olmadı.

Bu yüzden LS6 eşsiz, dönemi için bile abartılı, gösterişli ve prestijliydi… Kısacası LS6 bir efsaneydi ve şu anda karşımda duruyor.



Yorum yapın
İsim (gerekli) 
E-mail (yayınlanmayacak) (gerekli) 
Otomobilinizin markası (gerekli) 
 

Gönder

Porsche, 718 Cayman ve Boxster GTS’i hazırladı
Haber
Ferrari 812 Superfast Türkiye’de satılmaya başlandı
Haber
Volvo, alt markası Polestar'ın ilk modelini tanıttı: Polestar 1 Coupe
Haber





Ana Sayfa | Künye | İletişim

Her Hakkı Saklıdır © Ocak 2012 Otoloji.com